"Suriye'de hiçbir tarafın masayı devirme lüksü yok"
Akademisyen Arzu Yılmaz, Halep’te yaşanan gelişmelerin Fırat’ın doğusunda HTŞ yönetimine, batısında ise Rojava yönetimine ait askeri birimlerin bulunmayacağı bir tabloyu işaret ettiğini söyledi. Sıradaki potansiyel kriz merkezi ise Rakka ve Deyrizor
09/01/2026 15:03 | Son Güncelleme : 23/01/2026 18:17 | Okunma Sayısı : 42 | Super Admin
Halep’in gösterdiği tablo:
Fırat’ın batısında Kürtler, doğusunda HTŞ olmayacak
![]() |
Suriye’de Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) yönetimine bağlı güçlerin Halep kentindeki Kürt mahalleleri Şeyh Maksud ve Eşrefiye ile Süryani yoğunluklu Beni Zeyd’e yönelik saldırılarının ve yaşanan çatışmaların dördüncü gününde gece saat 3.00 ila 9.00 arasında ateşkes ilan edildi. HTŞ yönetimi, geçici ateşkesin, “SDG unsurlarının sadece hafif silahlarını yanlarına alarak mahalleleri terk etmesi için” ilan edildiğini açıkladı. ABD’nin ‘Suriye valisi’ gibi çalışan Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ise ateşkesin uzatılması için “Yoğun şekilde çalıştıklarını” belirtirken, “Bu ateşkes, Suriye’nin farklı yolları olan topluluklarını kalıcı barışa giden tek bir ortak yola yönlendirmek için hayati öneme sahip bir çalışmanın başlangıcıdır” dedi. Eşrefiye ve Beni Zeyd Mahallelerinde “kontrolü sağladığını” açıklayan HTŞ yönetimi, ateşkes süresi biterken, silahlı Kürt güçlerinin Fırat’ın doğusuna taşınması için çok sayıda otobüsü Şeyh Maksud çevresine getirdi. Ancak Şeyh Maksud ve Eşrefiye Halk Meclisinden “Şam yönetiminin halka ve güvenlik güçlerimize yaptığı çağrı, teslimiyet çağrısıdır. Mahallelerimizde kalmaya ve mahallelerimizi savunmaya karar verdik” açıklaması geldi. Belirsizlik ve otobüslerin bekleyişi sürerken gelişmeleri ve tabloyu Ortadoğu uzmanı Akademisyen Arzu Yılmaz ile konuştuk.
Çatışmalar, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin 4 Aralık Pazar günü Şam’da HTŞ yönetimi heyetiyle yaptığı görüşme sonrası başlamıştı. Yılmaz da “entegrasyon” konusunda SDG ile HTŞ yönetimi arasındaki diplomatik müzakerelerin özellikle aralık ayının ikinci yarısından itibaren hızlandığını ve bu süreçte Rojava yönetimi kaynaklarının, ayrıntılar da vererek bir mutabakat sağlandığını söylediğini hatırlattı. Fakat HTŞ yönetiminin bu bilgileri onaylamadığını da vurgulayan Yılmaz, “Paylaşılan bilgilere bakıldığında, anlaşma gereği Şam geçici yönetimi askeri güçlerinin Fırat’ın doğusuna geçmemesi üzerine bir mutabakat sağlandığı görülüyor. Şam bunu doğrulamazken Türkiye, entegrasyon konusunda sanki hiçbir gelişme yaşanmamış gibi açıklamalar yapıyor” dedi.
Yılmaz, çatışmaların zamanlamasının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki telefon görüşmesiyle örtüştüğüne ve gerilim artarken Barrack’ın sahada görünmediğine de dikkat çekti. “Eğer Fırat’ın doğusuna Şam geçici yönetimine bağlı askeri güçler geçmeyecekse, o halde Rojava yönetimine ait askeri birimler de Fırat’ın batısında -ki Halep’te var şu an sadece- bulunmayacaktır. Bu ikilemde yaşadığımız bir çatışma olduğunu düşünüyorum. SDG bunu kabul eder ve güçlerini Fırat’ın doğusuna çeker mi, çekmez direnir mi, bunu kestirmek zor. Ama eğer çekerlerse, Rojava yönetiminin sözünü ettiği mutabakat yürürlüğe girer demektir. Çekmezlerse bu sadece Halep ile sınırlı kalmayıp, 10 Mart mutabakatının zemininin tümüyle ortadan kalktığı anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu.
Trump’ın “Suriye’deki istikrar Ortadoğu’daki istikrar için kritik önemdedir” değerlendirmesini hatırlatan Arzu Yılmaz, “İstikrardan anladığı Suriye’nin yeniden bir ‘terör merkezi’ olmaması ve Suriye’nin komşularıyla iyi ilişkiler kurması. Ortadoğu’daki tüm gelişmelere odaklandığımda ben birinci ihtimali, yani asayiş güçlerinin belki tümüyle çekilmediği ancak ara formül bulunduğu bir çözümle entegrasyon sürecinin devamının sağlanması ihtimalini daha güçlü görüyorum” diye konuştu.
"Geri dönüşler de entegrasyon sürecine bağlı"
Bu mahallelerden ayrılmaya zorlanan binlerce sivilin geri dönmesi ihtimaline dair ise Yılmaz, “Bu, entegrasyon sürecinin nasıl seyredeceğine bağlı gelişecektir. Çünkü geri dönüşler sadece Halep’te ortaya çıkan durumla alakalı değil, çok daha büyük ve önemli bir konu. Afrin, Serekaniye… Fırat’ın batısında, yaklaşık 1 milyon kişilik bir demografik değişiklik, hatta Birleşmiş Milletler raporlarına bir savaş suçu olarak ‘etnik temizlik’ kavramıyla geçen bir durum yaşandı. Şeyh Maksud ve Eşrefiye’deki Kürt nüfusun dönüşü de daha büyük çerçevede, entegrasyonun zaman içinde alacağı biçime bağlı olarak gelişecek diyebilirim” dedi.
"Bir sonraki potansiyel kriz merkezi Rakka ve Deyrizor"
Halep’ten sonraki stres noktasının, potansiyel kriz merkezinin ise Rakka ve Deyrizor olacağı değerlendirmesini paylaşan Yılmaz, “Halep’te varılacak sonuç, Rakka ve Deyrizor’da da tarafların izleyeceği politikaların da bir izleğini oluşturacaktır, örnek teşkil edecektir. Zira bu kentler de tıpkı Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de olduğu gibi Kürt ve Arapların iç içe yaşadığı bölgeler. Coğrafi konumu, su, petrol, tarım açısında da önemli. Entegrasyon süreci nihayete erse dahi, tıpkı Irak sahasında olduğu gibi, içine Kerkük, Musul ve Şengal’i alan ‘tartışmalı alana’ benzer bir durumun Rakka-Deyrizor hattında da ortaya çıktığını görebiliriz. Irak, 20 yıldır bu sorunu çözemedi” dedi.
‘Sürecin’ ilerleyebilmesi için makas daralmalı
Halep’teki gelişmelerin Türkiye’de devam eden “sürece” dair etkisine ilişkin ise Yılmaz şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu sürecin kapsama alanı konusunda başından beri bir kafa karışıklığı var. Taraflar çözümün merkezinin, Türkiye mi Suriye mi olduğu konusunda farklı pozisyonlar alıyorlar. Kürt tarafı merkeze Türkiye’yi alarak politika üretirken, Türkiye tarafı çözüm sürecinin merkezini Suriye üzerinden belirliyor ve karşı tarafın atacağı adımları ya da kendi atacağı adımları bu merkezdeki gelişmeler üzerinden belirliyor. Geldiğimiz aşamada bunun tıkandığı bir noktadayız. Bu aşamadan sonra sürecin beklenildiği ölçüde ilerleyebilmesi için, farklı bakış açıları arasındaki mesafenin kapanması gerekiyor.”
Evrensel
Bunlar da ilginizi çekebilir
Af Örgütü’nden Suriye açıklaması
Uluslararası Af Örgütü, Kuzey ve Doğu Suriye’de IŞİD bağlantılı gözaltı merkezlerinin geçiş hükümeti yetkililerine devredilmesinin ardından bir takım uyarılar yaptı. Yapılan açıklamada, “IŞİD tarafından işlenen uluslararası hukuk suçlarının kanıtları korunmalı.
2 saat önceBM Güvenlik Konseyi'nde gündem Rojava
Suriye’de ateşkes ilanlarına rağmen çatışmalar devam ederken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Rojava’yı gündemine aldı. Hewler’de yeniden bir araya gelen SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Tom Barrack görüşme sonrası yeni açıklamalarda bulund
7 saat önceBMGK, Suriye’deki son gelişmeleri görüşmek üzere
Konsey’in açılış konuşmasını yapan BM Orta Doğu, Asya ve Pasifik’ten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Mohamed Khaled Khiari, Suriye’de son günlerde yaşanan gelişmeleri özetlerken, ülkenin geleceğine yönelik uyarı ve tavsiyelerde bulundu.
20 saat önce


Yargıtay'da kaybolan dosya ile Gürsel Tekin'in alakası var?